|
|
Arzu ve korku hakim olur düşünceye Asıl yaşadığın var olduğun an nerede Geçmiş ve gelecek yoktur hakikatte ebedi bir şimdi vardır Geçmiş geçmiştir gelecekse bilinmeyendir düşünce var eder onları Varlığın ise an’da tüm hakikatiyle şimdi ve burada Geçmiş ve gelecek bile şimdi var olabilir sen onları taşıyıp geldiğinde bu ana Nedir geçmiş ve gelecekte bulunmayıp şu anda mevcut olan o muhteşem şey Nedir gerçeğin mührünü şu ana vurmasına sebep Uzaklara gitme gizemin içine dalma bir sır varmış gibi Kendi varlığındır gerçeği gerçek yapan an’ı muhteşem kılan Hep aynı sesi vuran saat gibi hep aynı söz çıkar benim ağzımdan Ama sözler sadece gökyüzüne işaret eder Yıldızları görmek ise bakanın hüneridir Etrafına karşı yumuşak huylu ol Elinden geldiğince Kimseyi kırma Olur olmazdan kırılma çocukça gücenip darılma Üzerine güneş batmasın öfkelenmiş kızmış olsan da Zulme karşı dur zalim olma mazlum olsan da Zarar vermekten hep sakın İyilik yapacağım diye ortalıkta dolaşma İyilik havarisi olmak kaygısıyla dolaşan biri tehlikeli biridir aman İyilik adına işlenir nice kötülükler Zararsız olmaktır önde gelen zarar verme En büyük iyiliği de yapmış olursun böylece Sana iyilik yapmak için gelenden zarar vermemesini iste bunun yeterli olacağını söyle Eğer zarar vermezse kimse kimseye ortada kalmaz zaten bir mesele Dost bulmaya çalışan biri isteklerin arzuların kılavuzluğunda yürür Ben kaygısı vardır arayışın temelinde dostluk olsa da amaç Elinde bir fırça gördüğüne sürmek ister boyasını Renkler çoktur uyumludur bazen birbirine karıştırsan olur Ama uymaz tutmaz kimisi de karıştırmak istesen karışmaz Zorla karıştırsan ortaya çıkan hoş olmaz Bulmaya çalışan bunu bilmez bilse de hatırında tutmaz ya da işine gelmez Kendi rengini bulmak görmek ister her yerde yakınır bulamamaktan bu değil der Allah çeşitliliği sever Ey aynayı ters tutan bütün alem kusurlu bir sen misin kusursuz Benlik kaygısıyla yapılan hangi işten hayır gelir ki insana Asalet yoktur erdem aranmaz hiç böylesi arayışta Ayrıda bir ben olduğun yanlışından uzaklaştıkça yaklaşırsın erdemli olana Bulmak değil olmak ya da olmamak Bunları anlatmak değildir kaygım Kendimi tarif etmek tanımlamak hiç değildir Yoksa eğer kimsenin bir sorusu kalmamışsa talep edecek bir talip susarım Rahatsız etmem kimsenin demini bozmam Kırık testiye su dökmem dolsun diye danesiz değirmen döndürmem Bilgi iddiasında olmadım hiçbir zaman isim peşinde koşmadım Surete şekle aldanmadım çoktan vazgeçmişim bunlardan Görürüm insanın çektiği acıyı eziyeti sefaleti esareti Özgürlük içindir tüm gayretim hürriyet için Kurtulsun isterim kurtulacak olan bir tek olsa da Sayının hesabını yapmam azlığın çokluğun muhasebesini tutmam Bir tek insan özgürlüğe ulaşsa kırsa esaretin zincirlerini koparsa koca bir evrendir kurtulan Hürriyettir yakışan insana Özgürlükten murat istediğini yapmak değildir elbet İstediğini söyleyen istemediğini duyacaktır istediğini yapan istemediğini bulacaktır Ne gariptir şu insanoğlu cennet gibi bir ödül görmese meyletmez iyiliğe Cehennem gibi bir ceza olmasa alıkoymaz kendini kötülükten Bu bile esarettir davranışlar bağımlı olmuştur cezaya ya da mükafata Boşuna dememişler menfaat hakikati bozar İnsan ahlak kuralına bile menfaati olduğundan uyar Herkes bilir benim söylediklerimi bilinmeyen bir sır yoktur sözlerimde Gizem karmaşa yoktur uğraşmam öyle saçmalıklarla sadeliktir işim Bildiğimi iddia etmem insanların bildiğinden daha fazlasını Herkeste olan güç herkeste vardır unutur kimisi Kimi de yapamaz bildiğini ondandır acılar bitmeyecek sanılan sıkıntılar Merhametliyimdir istemem böyle olduğunu Hatırlatmaktır işim bilene unuttuğunu Soyun kendini saran örtüleri at gözündeki perdeleri kaldır bir bir Kalbini saran kabukları nasırı yak savur külünü arınsın yüreğin Çırılçıplak dur hayatın rüzgarlarına fırtınalarına ne olacak Daim olanın farkında ol onunla kal değişenleri seyret Zamanım yok zamansız da zamanım Mekanım yok mekansızda mekanım Gerçeği tarifteki beyhude çırpınışlardır bunlar O neyse odur Bir çok büyük insan geldi geçti ama değişmedi dünya duruyor yine eski acılarıyla Öyle mi Hakkaniyetli olmuyor bu söz Kendi acılarımızın günahlarını başkalarına yüklemek adil görünmüyor İşin aslı dünya insanın içerisindedir Sizin dünyanızı sizden başka kim bilebilir Siz kurtarmadıkça kim kurtarabilir onu Dünyayı kurtarmak ne büyük bir söz ne kadar asil bir görev Öyle görülüyor ilk bakışta Böyle bir iddiayla çıkarsanız eğer bir bilgeye Tebessüm edecektir size hafiften alaylı bakan gözleriyle Şunu anlatmaya çalışacaktır o sade dili anlaşılır sözleriyle Kurtarmanız gereken bir dünya yoktur dışınızda Siz düzelttiğinizde kendinizi hallettiğinizde sorunu kaynağında Düzelmesi gereken bir şey kalmayacaktır Siz değiştikçe değişecektir dünya Herkes evinin önünü temizlese bütün şehir tertemiz olacaktır Sır yoktur bilinmeyen işin sırrı budur Kendi zihninizin yansımasından başka bir şey değildir dışarıda zannettiğiniz karmaşa Kaynak sizsiniz Ya diğer insanların acıları dünyanın bitip tükenmez sorunları Önce tüm yardım taleplerinin ötesine geçin ki sıra gelsin başkalarına Var olan vardır Yokluğun varlığını akıl yadsır Varlık önsüz başlangıçsız sonsuz ve sınırsızdır Vardır dönüşmez asla yokluğa Değişseydi sınır olurdu varlığına Doludur çekilebileceği bir boşluk yoktur Çekilebilseydi hareket ederdi Hareket etseydi değişirdi İki değil birdir Bir değil iki olsaydı sınır olurdu varlığına bir başı bir sonu olurdu Birin bir çokmuş sanılması duyuların bir oyunudur Hepsi sahtelikler dünyasına aittir Gerçeğin farkında olmadıkça yalancı birer şahittir gözler ve kulaklar aldatır Duyularına hakim ol onları kullanmayı öğren deyişim ondadır Dinle bak şimdi şu an yüzlerce ses var etrafta Yakından uzağa uzaktan yakına dinle duyuyorsun değil mi Buradasın madem ki görürsün burada olan her şeyi anlarsın olup biteni Çok mu zor Nereden biliyorsun belki de kolay olan budur fikir yürütme hemen Bir bebek bile yapıyor bunu öylece kendiliğinden Burada ol burada isen savrulma düşünceler okyanusunda Dur Olanı gör Dinle ve anla… Gruplar görürüm kimi zaman güzel isimler vermişler kendilerine Garip işlerle uğraşırlar gizeme karmaşaya dalarlar Ulaşmaz gerçek sadedir sadeliktedir deyişimiz onlara Önümüze getirdikleri ne gerçektir ne de gerçeğe dair bir bilgi Varsayımdan ibaret hezeyan hepsi kendi zihinlerinin hayali Ekmekten bahsederler elindekini paylaşmaya yoktur hiçbirinin niyeti Heplik hiçlik diye gevelemek hoşlarına gider bazı sözleri Her şey hiçbir şey değildir Her şey bir şeydir Bırakalım onları bırakalım da dalsınlar bakalım daldıkça Doğrusu başa çıkılmaz hiç böylesi iki başlılarla Bağ kurduğunu söyleyenler vardır bilinmeyen bir yerle bilinmeyen birileriyle Sanki bildikleriyle bağ kurdular da bilinmeyen eksik kaldı ya Üstün bir varlıktır o bağ kurdukları da Uzatmayalım artık bu bahsi sürdürmeyelim bu manasız söyleyişi Aslında zor değildir onları anlamak bilirim demek istediklerini Görürüm zihinlerinden kalplerinden geçeni Ama doğru kullanılsın isterim sözcükler Her taş yerine otursun gelişigüzel savrulmasın isterim İsterim düşüncesizce çıkmasın ağızdan Doğru yerde doğru sözcükleri kullanabilmektir anlaşabilmenin temeli Şu da var ki onların unuttuğu yada bilmediği İnsanın kendi ruhunun seviyesi neyse bağ kuracağının da o olacaktır seviyesi Yükselmekten bahsedenler vardır Ağzından çıkanları kulağı duymayanlardır bu anlattıklarımın hepsi Dostluktan dem vururlar istismar ederler Paylaşmak derler bencillik ederler Hem mülke sahip çıkar bir de malik el mülk icad ederler İnsanlar ölüyor diye üzülürler Kimse ölmese dünyada yer kalmayacak diye birbirini yerler Bilmem ki dostlarım ya ne deseydim bunlara Şimdi bu yükselmekten dem vuranlar var ya Beklerler hep uzaydan gelecek bunları alıp götürecek birilerini Yıldız tohumudurlar öyle böyle değil yani güya seçilmiştir hepsi Gülmemek için zor tutarsınız kendinizi Merhamet etmek gerek insanoğlunun düştüğü bu acıklı duruma Sonra birazcıkta kızmak gerekmez mi aklı olup da kullanmayana Sizler adil olan hükmü doğru verenlersiniz hakem olun Sizin teraziniz şaşmaz ölçün tartın ve karar verin Anlattıklarım daha ne ki Anlatmış olsaydım eğer yaptıklarının tümünü sizler de şaşardınız Soyluluğunuza yakışan enginliğinize rağmen kızardınız Yanlışı hatayı sayıp dökmek değildir işim Karanlığın habercisi değilimdir viranelerde öten baykuş misali Az çok tanırsınız beni aranızdan biriyim Onların tutarsızlığıdır beni siz asil insanların huzurunda öfkeye iten Yoksa saygısızlığımdan değildir karşınızda böyle sesimi yükseltmem Öfkeye yenildiğimden değildir kaptırmam kendimi duygularıma Kaç kere anlatmışımdır sokaklarda salonlarda unutacak değilim ya Sizlerden biri olsaydı eğer benim yerimde sözü güzel söylemeyi bilenlerden biri Güzelce söylerdi her şeyi hatta bir güzelde süslerdi sözlerini İnsanların duygularına hitap etmesini bilirdi Benimki gerekeni söylemektir sadece uzatmadan lafı olduğu gibi Uzatırsam sözü döndürüp dolaştırsam size özenip Unuturum asıl söyleyeceğimi Sözün değerini bilmek sözün derinliğine inmek Ardındaki manadan haberdar olmak gerekir Uzaydan birilerinin gelip birilerini alıp götürmesi yükselmek değildir Uzaylıların sizi alıp götürmesidir Söz bir pusuladır kullanmayı bilince işe yarar Yok bilmiyorsanız pusula olmuş ne fayda Kaybolacağınız aşikardır bu engin deryada Ola ki işini bilen bir kaptan sizi bulup kurtara Eğer perdeliyse gözünüz kulağınız Nasırlaştıysa yüreğiniz Zihniniz olmadık hayaller peşindeyse Hezeyansa hakikat sandığınız Kutsal metinler bir şey söylemez Bilgelerin sözleri bir şey ifade etmez Bir sır var sanırsınız size söylenmeyen saklı Kaldırırsanız perdeleri bir bir gözünüzden ya da önünüzden Anlarsınız ki sizden saklanan bir şey yoktur Yükselmek için hazır olmalı Bu yeterli olgunluğa ermek demektir Hazır durmaktır huzurda Kulübeden başını uzatıp bakmakla ulaşılmaz daha ötelere Çıkacaksın kulübeden terk edeceksin orayı vazgeçeceksin Ardına bakmadan yürüyeceksin altın da düşürsen ardına Vazgeçmeden yükseliş olmaz Birinden vazgeçmeden diğerine ulaşılmaz Vazgeçmek bırakmaktır Bırakmak tutunmamak Atmak bir bir fazlalıkları soyunmak Yükselmek tamam ama nereye Vazgeçmek pek ala ama neden nedir vazgeçmen gereken Anlatmışımdır saklayacak değilim ya bildiğimi sizden Yükselişten bahseden bilsin yükselmek isteyen de Yapması gerekeni ve ödeyeceği bedeli bilsin Bedelsiz bir şey halk edilmedi alemde Düşünceler sözler ve davranışlar Bir yerden alır sizi götürür bir başka yere Ödemek vakti geldiğinde bedeli geri durmak olmaz Dönmek artık yakışmaz getirmiş olsa da inancın seni celladın sehpasına Onurlu bir yaşamdır insana yakışan Öyleyse yiğitçe uzatmak gerek başı ödemek gerek ödenecek olanı sevgili bilge III 30/8/2009 ·
Kaş yapayım derken göz çıkarmakta insan ne budalalıklar işlemekte Ne kötülükler etmekte tanrı adına Müşküle düşecek olan rableri değildir hesap günü Öğretmene verilecek en iyi hediyedir onu anlamak Anlattıklarını hatırda tutmak unutmamak ve uygulamak hayata Bildiklerine uygun yaşamak Söz dinleyen bir çocuk olmak Hakikate Överler kimi zaman sözlerimi iltifat ederler nezaketen Yerenler de olur herkes aynı düşünecek değil ya Aman aman kalsın ihtiyacım yok bunlara Çoktan söküp atmışım zihnimden övgüyü yergiyi sancı yapan çürük diş misali Hacet yok kalsın Neden anlatırım bunları yoksa dinleyecek olan Aynaya bakıp söylemek olmaz mıydı eğer öyle olsaydı Umutladır benim işim Vardır derim hiç söndürmem ışığı Bir şeydir her şeyi anlamlı kılan Her şeyi hiçbir şeye denk tutanlar vardı ya heplik hiçlik diye sayıklayanlar hani Kör yanlarım İki kişi bakar ağaca dalların arasındaki kuşu gören birisidir Olduğu haliyle görüp anlayabilmek için sukunet lazım Açık ve sessiz olmalı Karmaşadan çıkmak huzura Huzurda durmak Olmak huzurda Var artık sen nasıl anlarsan öyle yorumla Gözleriyle bakmaz insan çoğu zaman edinilmiş yargılarla bakar Gerçek Ne sandığın Ne istediğin Olan vardır Var olandır Yok olmayandır Yokun izahı yoktur Var ise izaha sığmaz sınırsız olandır Kıyaslar bizdeki oluşa göre ise güzel çirkin iyi kötü bize göredir Olanı olduğu gibi görmek dilersen kıyasları bırak bir yana Böyle de olacağını Öyle de olacağını Bil Ol Olana müsaade et Öyle olsun Nedir en büyük meziyet sadakat mi cömertlik mi Cesaret mi desek acaba Bildiğini düşündüğünü söylemek olmasın riyadan uzak İnci satılmaz ki saman pazarında zordur insan olmak her dile gelen söylenmez İster sadık ol ister cömert ister cesur ol İster kalbindekini kafandakini ortaya döker ol Ol ama ölçülü ol Öyle halk oldun sen Ölçü ilesin tepeden tırnağa Kurduğunuz mahkemelerde dürüst olun ama taraf olmayın Adil davranın ki adalet tecelli etsin terazi dengeye gelsin Ehrimenle hürmüzün hikayesini dinlediğinizde zerdüştten Bunlar geçmiş kavimlerin hikayesi hepsi bir efsane söyledi ve uyuya kaldı demeyin Aşkla tanışın gücüne şahit olun Aşk varsa günah yoktur gönül sorgudan muaftır Aşk gelince cümle dertler biter diyen o üstad yalan mı söyledi bize Utanmayıp iftira mı atalım aşkımız varmış da derdimiz bitmiyormuş gibi Aşk hiç şikayet etmemektir ondan razı olmaktır ondan gelene Saygısızlığın lüzumu yok nedir bu ekişyen suratlar eğilen dudaklar Ha benim kaba üslubumdan ise diyeceğim yoktur size Ötüşüyle sırlar açan tuti kuşu değilim Daha iyi bir yolunu bilseydim bunları anlatmanın inanın öyle yapardım Kuşkunuz olmasın en iyisini sunmaya çalışırdım Deryayı görmek hünerdir damlada Damlayı ise zannetmeden bir derya Duralım divana dilde andan dem vuralım Dilan olalım Bülbülün figanı güledir suyun akışı ummana Bilene dünyada eş olmaz imiş görene uykuda düş olmaz imiş Gerçeğin ömründe yaş olmaz imiş harı şu gönlünün tahtında ise Engin ovalarda kar olmaz imiş yokluk deryasında var olmaz imiş Aşığın aşkında zar olmaz imiş yari şu gönlünün bahtında ise Bu kadar olmazda bir olur vardır ezelden ebede bir kalır vardır Dilani sırrını bir bilir vardır bari şu gönlünün ahdinde ise Kimi deli deyip taş atar bize kimi hor görür yan bakar Kimi aşık olur taht kurar bize her yaptığı kendinedir biline Kimi şeytan sokar eldeki saza kimi fitne sokar dildeki söze Kimi perde koyar kalpteki göze her yaptığı kendinedir biline Kimi dağda gezer göremez düzü kimi kurban eder şekile özü Dilani mahlastan geçiver bazı her yaptığı kendinedir biline Ben alemin içinde alem benim içimde Benim içim dışımda dışım desen içimde Kelimelerle oynamak olsaydı işim buna uğraşırdım Böyle kaygıları yakın etmem kendime Dolasa kolların koynuna düşsem ötsem bülbül gibi konsam dalına Çıksam seher vakti yollara düşsem essem aşkın seli ile gönlüm salına Malın mülkün malikin de bir olsam ilmi şanı yakışanda sır olsam Aşkı ateş ile yansan yaşasam ölsem aşkın ile yatsam salına Dilani’den geçip divana dursam varlığı yokluğu kendimde bilsem Pervane olsam da ışığa dönsem yansam aşkın ile ferman salına Köpek ayakkabıyı çalar yalınayak dolaşır ya yine Adım şanım yoktur demek daha yakın geliyor bize Nefsi kurmuş dört bir yana fakını halden bilmez dilden sorar hatırı Merak eder ömür ile yaşını diri tende ölü gezer bilinmez Bir bilmişim canım ile cananı sır bilmişim içimdeki yaranı Bir tabutta iki kanat uçanı kördür gözler bakar geçer bilinmez Adı şanı bırakmışım bir yana bin bir renkle saçılmışım her yana Türlü şekil anlatırım sorana dil söylese kulak duymaz bilinmez Kötü bir rüyadan uyanır gibi uyanalım Vücudumuz uyusa da içimizdekini hep uyanık tutalım Bunun yolunu aralayalım bilmiyorsak bilenlere soralım Danışalım ki dağlar aşalım düz yollarda şaşmayalım Araştırıp öğrenelim Anlayıp bilelim Bilmeyi olmaya eş kılalım Bakın yine yüz çeviriyor kimisi Çölde susuzluktan kıvranıyorum sen uyan diyorsun Ben su istiyorum sen uyanmaktan bahsediyorsun der gibi Uyan ve başucunda ki suyu gör Su uzatmam gerekmiyor sana Uyanman gerekiyor bu kabustan Suyunu kendin bulur içersin uyanınca zaten o başucunda Fazla sürmez bu uykular Sabahın aydınlığı karanlığın gövdesinde fırlattığında oklarını bir bir açılacaktır uykular Hiç kimse direnemeyecektir kılıç gibi kesecektir hakikatin ışığı sahtenin karanlığını Hakikatmiş gibi sunulmakta menfaatler ortaya Ne sanıyorsunuz gerçeği Üzerinde gerçek yazan bir şey midir aradığınız Bir bedel karşılığı pazardan satın alabileceğiniz bir şey mi arıyorsunuz Bir yolculuğun sonunda varılacak bir durak mıdır o Ya da belli bazı testleri geçerek elde etmeyi umduğunuz bir ikramiye midir Ben de kar amacı güden bir tüccar mıyım ki fiyat biçeyim onu size satayım Sizler ne sanıyorsunuz beni Gerçek şuradadır ya da buradadır diye gösterilemez Peki ama nereye gideceğiz nerde arayacağız onu Neresidir hakikatin vatanı Hatırlayın.. alemlere sığmayan sizin yüreğinize doluvermedi mi Adem onunla hayat bulmadı mı İnsanoğluna denilmedi mi tanrının tapınağı Siz çevirmediniz mi tanrının tapınağını haydut inine Dostlarım sihir kendinizde Dokunduğunu altına çeviren feylesof taşı sizsiniz En büyükten büyük en küçükten küçük Her şeyi içten ve dıştan sarıp sarmalayan Bütün değişenlerin hiç değişmez zemini Sonsuz olanak Işığın kaynağı karanlık Bilginin kaynağı bilinmeyen Arayış kaybolanı bulmak için değil Hiç kaybetmediğinizi zaten hep sizde sizinle olanı Size sizden yakın olanı ve asla bırakmayanı fark etmek içindir Aramakla bulunmaz ama bulanlarda arayanlardır Evin içindeyken evin yolunu sormayın Suyun içinde sudan bihaber yaşamayın Fark edin uyanın ve anlayın ki zaten evin içindesiniz Ve evi bulan yolda olana özenmez artık Evi bırakıp yolda yatmaya kalkmaz Ben ne buldumsa kendimde buldum Hakikat bahrine orada daldım Meyvesiz bitkiyi sinemden yoldum Şimdi boşa hayal kurmak istemem Farkında oluşun ışığıyla aydınlanır karanlıklar Anladığınızda yüzünüz aydınlanır gözleriniz parlar Hata yaparım diye korkmayın Bu endişeyle eylemden geri durmayın Hayat durağan değildir tüm varoluş hareket halindedir Siz eylemlerin sonuçlarıyla uğraşmayın Sonuçlara bağlanıp kalmayın Birileri bunu böyle yaptı öyle yaşadı Herkes yapabilir Herkeste olan güç herkeste vardır Hiç kimse başına gelenlerden suçlayacak birini aramasın Kimseyi suçlayamazsa kaderi suçlamaya kalkmasın Kader tanrının şifa veren elidir Yasa belli dünya ekme biçme yeridir Rüzgar eken fırtına biçecektir Eski yasa hep geçerlidir ve adilce görünüyor Sabırlı olalım Sabır acı olabilir bazen ama meyvesi tatlıdır Sadece beklemek değildir sabır kararlı olmaktır yürüdüğü izde Bekleyen belki milyonlarca yıl bekleyecektir Mitolojiden bilirsiniz eski olympusun tanrılarını yerler içerler evlenir boşanırlar Savaşıp kin güderler barışırlar tıpkı onları var eden insanın kendi gibi Eğer öküzlerinde elleri olsaydı ve bizim gibi resim yapabilselerdi Şüphesiz tanrıları da tıpkı kendilerine benzerdi Kendi yarattığı tanrıları yine kendi yok eder insan Biri çıkar tanrının cenaze törenine davet eder bir gün insanları Çoktan ölmeyi hak etmiştir zaten bu tanrılar Dağlarda yaşayanlar dağ ruhlarını Göl ve deniz kenarında yaşayanlar göl ve deniz ruhlarını icad etmişlerdir İlkel insanda mana diye bir inanç var Mana her şeyin içinde az ya da çok mutlaka bulunan güç Manası çok olan kabile şefi olmuş kutsal kişi seçilmiş Daha sonra bazı akıllarda bu gücün aktarılıp aktarılmayacağı sorusu büyücülüğü çıkarmış Büyücü asidir gücü elde edip hükmetmek ister Kimi insan yemeye başlamış onun da var haklı sebebi Manası çok olanı yiyecek ki onun gücüne sahip olsun Kendini rüyada başka başka yerlerde gören Demek ki bedende bedenden çıkıp dolaşabilen bir şey var demiş Adını da koyuvermiş ruh Ölmüş yakınını rüyasında gören bir de ölümsüzlük vermiş ruha Beden öldü ruh çıktı gitti ya giden elbet tekrar gelecektir demiş Bu mantık bunu gerektirir çünkü Görüyorsunuz değil mi her şey kendi içinde nasılda tutarlı Öyledir öyle olmak zorundadır Ve o inanç kendi içinde bütün sorulara kendince bir cevap bulur Sonra da işte ötesini biliyorsunuz Her şey daha sistemli daha bir kurallı hale gelmiş ve kurumlarını da oluşturmuş Neden anlatıyorum bunları size İlkel insanın inancından bu gün size ne Bakın istiyorum onların o günkü durumuna Bir de bu günkü kendi durumunuza Hani çok yol almıştınız Karşılaştırın pek de farklı olmadığınızı göreceksiniz Hiç olmazsa o günün insanı tabiatın içindeydi O çevreciydi siz onu da yok ettiniz Hiç olmazsa o doğayı tanıyordu saygılıydı ve ona uygun yaşıyordu Siz peki en son bir ağaca ne zaman baktınız Yaprakların arasından uzanan kuru bir dalı seçebildiniz mi düşüncelerinizden sıyrılıp Pencerenize gelen kuşun şarkısını dinlediniz mi telaşınızı yenip En son ne zaman başınızı gökyüzüne çevirdiniz Parlayan ayı yada bir tek yıldızı seyredebildiğiniz oluyor mu İlkel dediğiniz insana göre gölün denizin dağın ormanın bir ruhu vardı Hulasa bu gün binlerce yıl öncesinden daha iyi durumda değilsiniz Bu günün insanını aydınlatabilmek için tarihin karanlık dehlizlerine insek Binlerce yıl öncesi bile bu günden daha aydınlık En azından şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki İnsanlık teknoloji alanında ateşin icadından bu yana çok iş gördü Ama diğer alanda bir adım bile yol alamadı Sokrates’ten daha mı iyisiniz felsefede Yunus’tan daha mı iyi biliyorsunuz tasavvufu İsa’dan daha mı yakınsınız hakikate Yıldırımları fırtınalarıyla yerinde sayan doğaya karşı İlerleyen zekasıyla zafer insanın olacaktır Ama ya bencilliğinizle yapacağınız büyük savaş Dostlarım her şey bir şeydir Bir şey kendinizden ayrı değildir Bütün soruları kendi üzerinize çevirin Ancak o zaman doğru cevabı bulursunuz İşi kaynağında halledin Yoksa cihad der saldıracak birini arasınız Yükselmek der uzaya bakarsınız Olmadık yerlerde olmadık şeyler arasınız İnsanı Doğayı dünyayı Doğumu ölümü ve hayatı Olanı olmayanı Duranı durmayanı Zamanı mekanı ve imkanı Özü isimleri ve formları Tüm bu alem(ler)i Ya da tek bir zerreyi Alemlere sığmayıp bir kalbe doluvereni Yokluğu var edeni varlığı yok edeni Ölçüp biçip giydireni O zaman çözersiniz bilinmeyeni O zaman tam bilirsiniz bilineni Tanık olursunuz bilene Duyuşu dokunuşu Görüşü göreni görüneni ardındaki görünmeyeni Ve bunu fark edeni Onu bunu şunu seni ya da beni Dışarıyı içeriyi İşte o zaman fark edersiniz kendiniz kendinizi Kendini tanımak bulmak bilmek zor bir mesele deyip kenara çekilmeyin Kaf dağının ardından bahsetmiyoruz güldürmeyin Bulmak zor dediğiniz zaten burada hep sizinle değil mi O size sizden daha yakın değil mi Bu sizin asli işiniz değil mi Aşkla yaşamalı dostlarım her anı kalbi kurban etmeli Kurban rahmet getirmeli yağmalı çorak topraklara Çiçekler açmalı bin bir renk burcu burcu kokmalı Kuşlar gelip dallarına konmalı Zorla kimse kimseyi değiştiremez Neyi seçeceğini bilir insan · Anasayfa · Profilim · Arşiv sevgili bilge IV 30/8/2009 ·
Sadece varolma varlık vardır Meydana gelmemiş Geçip gitmez Bölünmez Hareketsiz Değişmez Tanrıyı tarif eder gibi değil mi O zaman şöyle diyelim doğru ve sağlam bir temel atalım Tanrı ayrı da bir varlık değil varlığın kendisidir O var olan bir dir Bütün bildiklerin içinde emin olabileceğin tek gerçektir varolduğun Gerisi mi… ya varsayımdır Ya da akıl yürütmeyle çıkardığın sonuç Oysa varoluş ne bir anıdır geçmişe dair Ne de bir beklentidir gelecekle ilgili O şimdinin içinde var olan bir’dir birinci eldendir Hiçbir şekilde dönüşmez yokluğa Ben yokum saçmalığı bile varlığına işarettir esasında Yoksan yokluğuna tanık olan kimdir Ben buyum ben şuyum türünden eğilimleri bırakın bir yana Beni bu yada şu sıfatlarından ayırın sabırla sebatla Şu yada bu olma Şunun ya da bunun yapanı olma düşünceleriyle aldanmayın Olmayı Bu ve ya şu olmadan sadece olmayı hissetmeye çalışın pişman olmayacaksınız Zarar göreceğiniz bir öğütte neden bulunayım Ya bana güveneceksiniz başlangıç için Ya da kendiniz deneyerek yanılarak öğreneceksiniz Bir isim takıp gerçeğe bir kalıba sokmayın İsim ve şekil gerçek doğanızı gölgeler Bunlarla uğraşıp önünüze kör olmayın Kendinizi bir fikirle özdeşleştirmeyin Hatta kendi hakkınızdaki tüm fikirleri terk edin Hiçbir fikir hayati değildir Şunu iyi belleyin her şey birdir Yerli yerindedir ve bu haliyle mükemmeldir Kusur gören gözdedir Yanlış anlamaları bırakın Kendinizi kandırıp durmayın Aynı şeylere tekrar tekrar takılmayın İlerleyin Varacağınız yer birin kendisidir nihayetinde Bunun nasıl olacağını sormayın Deneyin Durmayın neden korkuyorsunuz çocuk olmayın Dertlerinizle dertlenip durmayın Arayışla zihninizi yormayın Bütün arayış bittiğinde Her türlü beklenti sona erdiğinde o size gelecektir Kaygılanmayın İşinize yaramayacak bir sürü şeyle yükünüzü ağırlaştırmayın Doğruya kulak tıkayıp yolcuya yolu bayırlaştırmayın Gerçekte menzile varmak hünerdir Başarısızlığı asla düşünmeyin Böyle yaparak zihninizi zehirlemeyin Kendinize kahredip karartmayın yüreğinizi Sabredin sebat edin En azından bir şans verin engellemeyin Var olma duygusuyla kalın Ardından koşup durarak ondan kaçmayı bırakın Varolduğunuzun farkında olun ve öyle kalın Hepsi bu evet hepsi bu Sakin olun Sonra ne olacak diye sormayın Zamanın olmadığı yerde sonra diye bir şey uydurmayın Şu esasa sıkı sarılın Varoluş ne bir varsayımdır Ne bir fikirdir Ne de bir çıkarımdır Diğer her şeyi bırakın Bırakın ki gitsinler gidebilsinler Gelenin doğası gitmektir Çağırmayın Beklenti yaratmayın Tutunmayın Hayatla birlikte akın Hertürlü şiddetten uzak akmak andan ana bırakıvermek kendini Hep yeniden yeniden olmak ya da olmamak Bilincin ışığında her şey olur Onları iyi kötü güzel çirkin alçak yüksek diye bölüp ayırmayın Tarafsız olun Öteye varın Kaynağa Kaya gibi sağlam Değişmeden duran Her ne olursa aynı kalan kaynağa Her şey çözülüp dağıldığında Silinip yok olduğunda bile ona bir şey olmuş değildir Aynı hayattır tüm varoluşun içinden akıp geçen ki işte siz O’sunuz Ayrıda bir ben fikriyle oyalanmayın Tüm yükümüz kendi hakkındaki sahte tanımlamalardır Var olan bir olduğunuzu Ve o var olan birin benden ayrı olmayan siz olduğunu anlayın O zaman gerçeğin ışığıyla aydınlanacak O zaman huzuru tadacaksınız Yoksa bütün bunlar bir sürü sözcük yığınından başka bir şey değildir Size doğrusunu söyleyeyim Yol birdir ve kadimdir Özgürlük ve kurtuluş için berrak bir anlayış tek çaredir Kulağı olan işitsin Özgürlük tüm endişe yalnızlık umarsızlık ve acılardan kurtulmuşluk halidir İçinize dönün Emin olduğunuz tek gerçekle Var olma duygusuyla olun Bundan daha sade ve kolay bir yol yok Üzüntülerinizle üzülüp durmayın Ne kadar akıllı ya da neden kötü biri olduğunuz fikriyle oyalanmayın Fikirlere dikkatiniz verdiğiniz sürece derdiniz bitmeyecek Aynı yanılgıdır insanın kendini bilge olarak düşünmesi Ya da günahkar biri olarak görmesi Hak yolunda üç şey gördüm hatadır Şüphe vardır riya vardır zan vardır Fikirlerle oynamayın Emin olduklarınızla yetinin Çevrenizi ve kendinizi seyredin Seyrettiklerinize ilişkin kelime ad yada tepki olmadan Bir tutum belirlemeden tarafsızlıkla Bir sanı yada değerlendirme olmadan seyredin Direnirseniz öğrenemezsiniz Sözcükler olmadan Geçmişe dair biriktirilmiş hiçbir acı Geleceğe ilişkin hiçbir beklenti olmadan Kendinize ve başkalarına dair bir imge yaratmadan tertemiz gözlerle bakın O an onunla bir ilişki mümkün olacak Ve o zaman insana özgü üzüntüyü sıkıntıyı yalnızlığı Hazzı arzu ve korkuyu fark edeceksiniz anlayacaksınız Seyredin ağaçları kuşları bulutların arasından mavi gökyüzünü İnsanları seyredin neden böyle konuştuklarını Davranışlarının temelini görün Nasıl yürüyüp nasıl giyindiklerine bakın İçinize dönün tüm hayırlar insanın içinden kaynaklanır Neden böyle düşündüğünüzü Bir günü nasıl geçirdiğinizi seyredin Bu bakıştaki canlılık size çok şey öğretecek İçinizdeki zalimliği ve düşmanlığı yok edecek Bilgisizliğin kabusunu kıracak Bu sizin işiniz ve her şey size bağlı Bu sorumluluktan kaçmayın Yoksa sevgi adına konuşmanız Toplumsal düzen kurmak için çaba harcamanız Sadece varolan acıya acı eklemek olacaktır Hakikati yeniden yaratacak değilsiniz Ayrılık yaratmadan bölünme duygusu olmadan farkında olmak sizi uyanık kılacak Denetim altına alınmamış bir dinginlik İşte o zaman orada hiçbir çaba yoktur Sözcükler düşünceyle birlikte yitip gider Hakikati yaratamazsınız ama Uyanıksanız her an ne yaptığınızın ve olanın farkında olursunuz Zihninizi varoluşunuzun kesinliği üzerinde tuttuğunuzda Onu bir çok şeyden uzağa çevirmiş olursunuz Diğerlerine karşı bu ilgisizlik onların hayat bulmasını engeller Ve zihniniz sabunlu su içinde tutulan giysi gibi temizlenir Düşünce akışından haberdar olursunuz Zihninizin işleyişine tanık olur anlarsınız Ben belli bir yön değildir bütün yönlerin red ve inkarıdır varoluş Kendinizi seyretmek dediğimde tanık olacağınız ben zannedilen kişidir Arzuları korkularıyla kendini devam ettirmek isteyen yaratılmış kişiliktir o Tanık olacağınız ancak odur Onu seyrederseniz bütün hareketlerinden devinimlerinden haberdar olursunuz Düşüncelerin nasıl doğduğunu Kelimelerinizin neden böyle şekillendiğini Ve davranışlarınızın temelini görürsünüz Bu gözlem zihindeki düşünce trafiğini yavaşlatır En sonunda düşünce üretip duran zihin sukunet bulur Fikir üretimine tasavvur etmeye son verildiğin de artık hiçbir şey algılanmaz Orada varoluşun aydınlığı parlar Kendi hakkınızda çeşit çeşit fikirler taşıdıkça bu fikirlerin sisi arasında görürsünüz kendinizi Kendinizi olduğu gibi bilmek için Kitaplara dökülmüş bütün sözcüklere hiçbir şeye aldırmadan bütün fikirlerden vazgeçin Saf suyun tadını düşünerek imgeleyerek değil bütün tatları terk ederek bilirsiniz Şimdiki yaşam biçiminize ilgi devam ettiği sürece Alışılmış olana tutundukça keşif gerçekleşmez Ancak siz bir kişi olarak yaşamanın ağır yükünü Hayatınızın kederini idrak edip ona başkaldırdığınız da bir çıkış olabilir Hayata karşı çırılçıplak durun o zaman bir şansınız olacak Kendinizi bulursanız sadece bu tüm sorunlarınızı çözecek Aynı yoldan yürüyenler bile başka başkadır Başka başkadır yaşananlar aynı yolda Dünya içerisinde bir insan Ve insanın içerisinde bir dünya ki bambaşka Ağacı çiçeği hayvanı böceği mevsimleri bulutu ve engin gökyüzüyle Dünya değildir sorun olan o bir cennettir görenlere Bastığı toprağı kutsal sayıp nalınlarını çıkaran onlardır İçimizde yarattığımız duygusal dünyadadır tüm mesele sorunlar oraya aittir Sebep ve sorun ve de çıkış ordadır Bizim dünyamızı bizden başka kim bilebilir Biz değilsek kim bu sorumluluğun altına girebilir Şimdi değilse hangi zamandır beklenen Peki.. nedir şimdi Hem geçmiş hem de gelecek olmadığında varolandır o . . . SON SÖZ Yüce mevlam açtım senin sırrını kusur mudur kabahat mi suç mudur Halk ederken gördüm külli varını ehven midir kolay mıdır güç müdür Oturduğum yerden alemler gezdin iyisin kötüsün elekten süzdüm Sende gördüğümü noksansız yazdım hayal midir gerçek midir düş müdür Kendi vücudundur şu külli cihan gözle görünensin apaçık beyan Tahtını kurduğun o gizli mekan varlık mıdır yokluk mudur hiç midir... . . . Hepsi ve daha fazlası sadece bir noktadır.Noktayı uzatır elif eder.Elifi eğer büker harfleri yaratır.Harflerden kelimeleri,cümleleri..söz olur.Sözler rüzgara söylenmiş gibi uçar gider.Yazılar suya yazılmış gibi dağılır yok olur.Ancak gönüle yazılan bir harf bile silinmez,yok olmaz.Bakkal defteri değil ki yazılıp yazılıp siline.Herşey birgün fena bulur,hakikat müstesna.
İnsanı Yoran Şeyler 1-Zihinde karara ulaşmamış düşünce arada kalmak. *Karara varmakla bu bataktan çıkılır. 2-Zihinde kendi kendine konuşma zihnin bitmez tükenmez gevezeliği *Buna küçük dil ile konuşmak da denir ki büyük dil konuşmaya başladığında küçük dil susar. 3-Hayır demeniz gereken yerde evet demek zorunda kalmak. *Bu iç ile dış arasında bir çatışma yaratır. Çözüm dürüst davranmaktır. Dürüst davrandığımızda biz kaybetsek de dürüstlük kazanacaktır. 4-Günlük alışkanlıkların tekrarı.. alışkanlıkla yapılan eylemlerde ruh yoktur onlar otomatiktir. Ruh yoksa belli ki yaşam yoktur. 5-Uygun karşılığı bulmamış söz yada davranış. . . .
TANRININ DÜNYASI -----ZİHİNİN DÜNYASI Gerçek hakikat ----------Yanılsama illizyon sahtelik Olguların dünyası --------Zihnin yaratması romantik dünya Tarafsız bakış ------------Edinilmiş önyargılar öznel subjektif Farkında oluş uyanık bilinç ---- Uyku rüya hali İçinde yaşadığımız evren ---Zihnin yarattığı evren,zaman ve mekan zamanı ve mekanı aşan Zihni aşan --- Zihnin sınırları içinde zamana ve mekana bağımlı Önsüz ve sonsuz -------- Başlangıç bitiş doğum ölüm sınır Hürriyet bağımsızlık ---- Esaret, kölelik, kısıtlama Hiç değişmeyen --------- Bir halden başka bir hale geçiş,oluş Mükemmel,mütekamil Cesaret samimiyet açık ve anlaşılır olan---Gizem karmaşa tutarsızlık Reddedilemez olan ----- Dikkat edildiğin de şüpheli bir durum olan Bilinir ve ulaşılabilir -----Saklama Esirgemeden verme -----Sakınma Tabiat---Öfke endişe kaygı saldırganlık itiliş ve çekilişler Kendi -------------------Ben sen o Birlik ------------------ -İkilik öteki çokluk Var olan bir ------ Varmış gibi görünen,kaybolan,örtü ,isim,şekil,sıfat Yanmaz yakılmaz sarsılmaz saldırılmaz yok edilemez. Kişiyi zamanı ve mekanı aşan en küçükten küçük en büyükten büyük her şeyi içten ve dıştan kuşatan------ Kişiye zamana ve mekana göre değişen Sır;söze dökülemeyen (Aç adamın simidin -------------Sır;saklamak Üzerindeki susamın kokusunu duyup anlatamaması) . . .
ü t o p y a
YÖNETİM : Milletvekilliği ve Meclis bu haliyle ortadan kalkacak.Sadece belediye başkanlığı ve onların da üzerinde ahlaken üstün nitelikler kazanmış,kendi alanlarında uzmanlaşmış 12 kişiden müteşekkil yetkin ve seçkin bir üst kurul olacak. Halk sadece belediye başkanlığı seçimlerinde oy kullanacak. Üst kuruldakilerin belirlenmesi ise halkın seçimiyle değil yetkin oluşa bağlı olacak. Bu kurulda yer alacaklara dair birkaç örnek; Oktay Sinanoğlu,Halil İnalcık,Alaaddin Yavaşca..gibi *Karşılıklı çıkarların korunması düşüncesiyle yara almış ilkel bir yönetim biçimine hatta ahbap çavuş ilişkisine döndürülmüş demokrasi kendi rayına oturacak.
EKONOMİ : Değişim aracı olarak para yerine,kendi değeri olan altın kullanılacak. Kredili veresiye alışveriş ticaret ve günlük yaşamdan çıkarılacak. Tüm vergiler kalkacak.Sadece alınan mal ve ya hizmet bedeli ödenecek. En yukarıdaki makamdan en aşağıdaki iş görene kadar herkes eşit ücret alacak.Kişi hangi mesleği seçerse seçsin aynı ücreti alacağı için meslek seçiminde maddi kazanç belirleyici, yönlendirici bir unsur olmayacak. Kişi yetenek,beceri ve zekasına göre yapmak istediği bir meslek seçimine yönlendirilecek.Yaptığı iş, iş olmaktan çıkıp bir yaşam biçimi halini alacak.Mesleğini yaşam biçimi haline getirmiş birinin başarısız olması düşünülemez. Hakk abesle iştigal edecek değil.Hiçbir insan başarısız değildir.Bir çiçek uygun ışığı,toprağı bulduğunda serpilir, rengarenk açar.Yerini bulamazsa solar gider.Yerini bulabilen yanını da bulur,yönünü de. Yer altında maden işçiliği gibi bazı özel durumlar gözetilebilir. İnsanlar arasında kazançları açısından bir fark yaratılmayacak.Herkesin evinde aynı sofra kuruluyor.Bir defterdar ile memur arasında zaten yeterince fark hep olacaktır,makamdan dolayı ve adil olan budur. *Paranın insan üzerindeki hakimiyeti ve yönlendirmesi kırılacak.
SOSYAL YAŞAM YAPILAŞMA ... Binalar tarihi ve folklorik değeri olan eserlerden örneklenerek yapılacak.Projeleri bu alanda uzman bir kurul çizecek nereye ne yapılacağına belediyeler karar verecek ve yapacak.Kimse kendi başına oraya buraya plansız iğreti yapılar dikemeyecek.Her bina belediyeler tarafından büyük bir resmi tamamlar gibi yerli yerine konulacak. *İçinde yaşanılan mekanlar yaşayan canlı müzeler haline gelecek.
EĞİTİM... İlköğretimden üniversiteye tüm sınavlar kalkacak.Öğrenci ilköğretimden başlayarak araştırmaya yönlendirilecek;kitapları kapatın,arkadaşınızla konuşmayın şeklindeki sınav anlayışı yerine,tüm kitaplar hizmetinizde araştırın arkadaşınızla konuşun,tartışın, öğretmenlerinize danışın ve bunu bir tez halinde hazırlayıp getirin ve anlatın biçiminde olacak.Her öğrenci bir dersten,sene de en az dört kere konu seçerek geniş bir araştırmaya yönlendirilecek. Öğrencinin yeteneklerine göre yönlendirilmesinde rehberlik hizmetlerine büyük önem ve ağırlık verilerek 8 senelik temel eğitimden sonra öğrenciler yetenek ve becerilerine uygun olan okullara yönlendirilecek.Spor,müzik,sağlık,endüstri vb birçok alanda farklı mesleklere yönelik eğitim veren 4 yıllık liseler açılacak.En az bir liseden mezun olan öğrenci belli bir alanda mesleki bilgi ve beceri kazanmış olarak mezun olacak. Üniversiteye girişlerde tek bir sınav değil öğrencinin o güne kadar gösterdiği bütün eğitim süreci dikkate alınıp değerlendirilecek. *Öğrenci bilgiye ulaşmanın yollarını,bilgiyi derlemeyi, edindiği bilgiyi münazara etmeyi ve kendini ifade etmeyi öğrenecek.
TEMEL İHTİYAÇLAR.. Hava,ekmek,su,sağlık,eğitim,sanat ve sosyo-kültürel alandaki her türlü faaliyetler ücretsiz olacak.Her alanda halkın yararlanacağı ücretsiz kurslar açılacak.Spor alanındaki başarılar maddi olarak değil bir başarı nişanesi olarak zeytin dalı ile ödüllendirilecek. *İnsana yakışan insanca bir yaşam sosyal sorumluluk projeleri yönetim tarafından her alandaki uzman ve sanatçılarla birlikte gerçekleştirilecek.
CEZA HUKUKU.. Kısas..Hırsızlık edenin eli kesilecek.Yalnız bu elini kesme kavramı mecazi olup; o elin hırsızlıktan alıkonulması,o eli hırsızlığa iten ya da bunu hazırlayan kişisel ve toplumsal sebeplerin izale edilmesidir.Verilen ceza hürriyetin kısıtlanmasından ziyade zararın giderilmesine yönelik olmalıdır ve bir mahkum çalışarak bu zararı giderecektir..insani bir alanda ustalaşmasına imkan verilerek ıslah olacaktır..Alkadraz Kuşcusu hapishaneden çıkarken oraya giren kişi değildir artık. . . .
|
GERİ İZLEME ADRESİ: http://www.blogulkesi.com/trackback/1324
|
|
|