BLOG OLUŞTURUN

Ara:
 

Kategoriler

En son notlar
İnsana ve Hayata Dair
[08-31-2009 17:17]

İnsana ve Hayata Dair
[08-31-2009 17:13]

Hosgeldiniz!
[08-31-2009 17:04]

[08-31-2009 17:17]
İnsana ve Hayata Dair
Arzu ve korku hakim olur düşünceye 
Asıl yaşadığın var olduğun an nerede
Geçmiş ve gelecek yoktur hakikatte ebedi bir şimdi vardır
Geçmiş geçmiştir gelecekse bilinmeyendir düşünce var eder onları
Varlığın ise an’da tüm hakikatiyle şimdi ve burada
Geçmiş ve gelecek bile şimdi var olabilir sen onları taşıyıp geldiğinde bu ana
Nedir geçmiş ve gelecekte bulunmayıp şu anda mevcut olan o muhteşem şey
Nedir gerçeğin mührünü şu ana vurmasına sebep
Uzaklara gitme gizemin içine dalma bir sır varmış gibi
Kendi varlığındır gerçeği gerçek yapan an’ı muhteşem kılan
Hep aynı sesi vuran saat gibi hep aynı söz çıkar benim ağzımdan
Ama sözler sadece gökyüzüne işaret eder
Yıldızları görmek ise bakanın hüneridir
Etrafına karşı yumuşak huylu ol
Elinden geldiğince
Kimseyi kırma
Olur olmazdan kırılma çocukça gücenip darılma
Üzerine güneş batmasın öfkelenmiş kızmış olsan da
Zulme karşı dur zalim olma mazlum olsan da
Zarar vermekten hep sakın
İyilik yapacağım diye ortalıkta dolaşma
İyilik havarisi olmak kaygısıyla dolaşan biri tehlikeli biridir aman
İyilik adına işlenir nice kötülükler
Zararsız olmaktır önde gelen zarar verme
En büyük iyiliği de yapmış olursun böylece
Sana iyilik yapmak için gelenden zarar vermemesini iste bunun yeterli olacağını söyle
Eğer zarar vermezse kimse kimseye ortada kalmaz zaten bir mesele
Dost bulmaya çalışan biri isteklerin arzuların kılavuzluğunda yürür
Ben kaygısı vardır arayışın temelinde dostluk olsa da amaç
Elinde bir fırça gördüğüne sürmek ister boyasını
Renkler çoktur uyumludur bazen birbirine karıştırsan olur
Ama uymaz tutmaz kimisi de karıştırmak istesen karışmaz
Zorla karıştırsan ortaya çıkan hoş olmaz
Bulmaya çalışan bunu bilmez bilse de hatırında tutmaz ya da işine gelmez
Kendi rengini bulmak görmek ister her yerde yakınır bulamamaktan bu değil der
Allah çeşitliliği sever
Ey aynayı ters tutan bütün alem kusurlu bir sen misin kusursuz
Benlik kaygısıyla yapılan hangi işten hayır gelir ki insana
Asalet yoktur erdem aranmaz hiç böylesi arayışta
Ayrıda bir ben olduğun yanlışından uzaklaştıkça yaklaşırsın erdemli olana
Bulmak değil olmak ya da olmamak
Bunları anlatmak değildir kaygım
Kendimi tarif etmek tanımlamak hiç değildir
Yoksa eğer kimsenin bir sorusu kalmamışsa talep edecek bir talip susarım
Rahatsız etmem kimsenin demini bozmam
Kırık testiye su dökmem dolsun diye danesiz değirmen döndürmem
Bilgi iddiasında olmadım hiçbir zaman isim peşinde koşmadım
Surete şekle aldanmadım çoktan vazgeçmişim bunlardan
Görürüm insanın çektiği acıyı eziyeti sefaleti esareti
Özgürlük içindir tüm gayretim hürriyet için
Kurtulsun isterim kurtulacak olan bir tek olsa da
Sayının hesabını yapmam azlığın çokluğun muhasebesini tutmam
Bir tek insan özgürlüğe ulaşsa kırsa esaretin zincirlerini koparsa koca bir evrendir kurtulan
Hürriyettir yakışan insana
Özgürlükten murat istediğini yapmak değildir elbet
İstediğini söyleyen istemediğini duyacaktır istediğini yapan istemediğini bulacaktır
Ne gariptir şu insanoğlu cennet gibi bir ödül görmese meyletmez iyiliğe
Cehennem gibi bir ceza olmasa alıkoymaz kendini kötülükten
Bu bile esarettir davranışlar bağımlı olmuştur cezaya ya da mükafata
Boşuna dememişler menfaat hakikati bozar
İnsan ahlak kuralına bile menfaati olduğundan uyar
Herkes bilir benim söylediklerimi bilinmeyen bir sır yoktur sözlerimde
Gizem karmaşa yoktur uğraşmam öyle saçmalıklarla sadeliktir işim
Bildiğimi iddia etmem insanların bildiğinden daha fazlasını
Herkeste olan güç herkeste vardır unutur kimisi
Kimi de yapamaz bildiğini ondandır acılar bitmeyecek sanılan sıkıntılar
Merhametliyimdir istemem böyle olduğunu
Hatırlatmaktır işim bilene unuttuğunu
Soyun kendini saran örtüleri at gözündeki perdeleri kaldır bir bir
Kalbini saran kabukları nasırı yak savur külünü arınsın yüreğin
Çırılçıplak dur hayatın rüzgarlarına fırtınalarına ne olacak
Daim olanın farkında ol onunla kal değişenleri seyret
Zamanım yok zamansız da zamanım
Mekanım yok mekansızda mekanım
Gerçeği tarifteki beyhude çırpınışlardır bunlar
O neyse odur
Bir çok büyük insan geldi geçti ama değişmedi dünya duruyor yine eski acılarıyla
Öyle mi
Hakkaniyetli olmuyor bu söz
Kendi acılarımızın günahlarını başkalarına yüklemek adil görünmüyor
İşin aslı dünya insanın içerisindedir
Sizin dünyanızı sizden başka kim bilebilir
Siz kurtarmadıkça kim kurtarabilir onu
Dünyayı kurtarmak ne büyük bir söz ne kadar asil bir görev
Öyle görülüyor ilk bakışta
Böyle bir iddiayla çıkarsanız eğer bir bilgeye
Tebessüm edecektir size hafiften alaylı bakan gözleriyle
Şunu anlatmaya çalışacaktır o sade dili anlaşılır sözleriyle
Kurtarmanız gereken bir dünya yoktur dışınızda
Siz düzelttiğinizde kendinizi hallettiğinizde sorunu kaynağında
Düzelmesi gereken bir şey kalmayacaktır
Siz değiştikçe değişecektir dünya
Herkes evinin önünü temizlese bütün şehir tertemiz olacaktır
Sır yoktur bilinmeyen işin sırrı budur
Kendi zihninizin yansımasından başka bir şey değildir dışarıda zannettiğiniz karmaşa
Kaynak sizsiniz
Ya diğer insanların acıları dünyanın bitip tükenmez sorunları
Önce tüm yardım taleplerinin ötesine geçin ki sıra gelsin başkalarına
Var olan vardır
Yokluğun varlığını akıl yadsır
Varlık önsüz başlangıçsız sonsuz ve sınırsızdır
Vardır dönüşmez asla yokluğa
Değişseydi sınır olurdu varlığına
Doludur çekilebileceği bir boşluk yoktur
Çekilebilseydi hareket ederdi
Hareket etseydi değişirdi
İki değil birdir
Bir değil iki olsaydı sınır olurdu varlığına bir başı bir sonu olurdu
Birin bir çokmuş sanılması duyuların bir oyunudur
Hepsi sahtelikler dünyasına aittir
Gerçeğin farkında olmadıkça yalancı birer şahittir gözler ve kulaklar aldatır
Duyularına hakim ol onları kullanmayı öğren deyişim ondadır
Dinle bak şimdi şu an yüzlerce ses var etrafta
Yakından uzağa uzaktan yakına dinle duyuyorsun değil mi
Buradasın madem ki görürsün burada olan her şeyi anlarsın olup biteni
Çok mu zor
Nereden biliyorsun belki de kolay olan budur fikir yürütme hemen
Bir bebek bile yapıyor bunu öylece kendiliğinden
Burada ol burada isen savrulma düşünceler okyanusunda
Dur
Olanı gör
Dinle ve anla…
Gruplar görürüm kimi zaman güzel isimler vermişler kendilerine
Garip işlerle uğraşırlar gizeme karmaşaya dalarlar
Ulaşmaz gerçek sadedir sadeliktedir deyişimiz onlara
Önümüze getirdikleri ne gerçektir ne de gerçeğe dair bir bilgi
Varsayımdan ibaret hezeyan hepsi kendi zihinlerinin hayali
Ekmekten bahsederler elindekini paylaşmaya yoktur hiçbirinin niyeti
Heplik hiçlik diye gevelemek hoşlarına gider bazı sözleri
Her şey hiçbir şey değildir
Her şey bir şeydir
Bırakalım onları bırakalım da dalsınlar bakalım daldıkça
Doğrusu başa çıkılmaz hiç böylesi iki başlılarla
Bağ kurduğunu söyleyenler vardır bilinmeyen bir yerle bilinmeyen birileriyle
Sanki bildikleriyle bağ kurdular da bilinmeyen eksik kaldı ya
Üstün bir varlıktır o bağ kurdukları da
Uzatmayalım artık bu bahsi sürdürmeyelim bu manasız söyleyişi
Aslında zor değildir onları anlamak bilirim demek istediklerini
Görürüm zihinlerinden kalplerinden geçeni
Ama doğru kullanılsın isterim sözcükler
Her taş yerine otursun gelişigüzel savrulmasın isterim
İsterim düşüncesizce çıkmasın ağızdan
Doğru yerde doğru sözcükleri kullanabilmektir anlaşabilmenin temeli
Şu da var ki onların unuttuğu yada bilmediği
İnsanın kendi ruhunun seviyesi neyse bağ kuracağının da o olacaktır seviyesi
Yükselmekten bahsedenler vardır
Ağzından çıkanları kulağı duymayanlardır bu anlattıklarımın hepsi
Dostluktan dem vururlar istismar ederler
Paylaşmak derler bencillik ederler
Hem mülke sahip çıkar bir de malik el mülk icad ederler
İnsanlar ölüyor diye üzülürler
Kimse ölmese dünyada yer kalmayacak diye birbirini yerler
Bilmem ki dostlarım ya ne deseydim bunlara
Şimdi bu yükselmekten dem vuranlar var ya
Beklerler hep uzaydan gelecek bunları alıp götürecek birilerini
Yıldız tohumudurlar öyle böyle değil yani güya seçilmiştir hepsi
Gülmemek için zor tutarsınız kendinizi
Merhamet etmek gerek insanoğlunun düştüğü bu acıklı duruma
Sonra birazcıkta kızmak gerekmez mi aklı olup da kullanmayana
Sizler adil olan hükmü doğru verenlersiniz hakem olun
Sizin teraziniz şaşmaz ölçün tartın ve karar verin
Anlattıklarım daha ne ki
Anlatmış olsaydım eğer yaptıklarının tümünü sizler de şaşardınız
Soyluluğunuza yakışan enginliğinize rağmen kızardınız
Yanlışı hatayı sayıp dökmek değildir işim
Karanlığın habercisi değilimdir viranelerde öten baykuş misali
Az çok tanırsınız beni aranızdan biriyim
Onların tutarsızlığıdır beni siz asil insanların huzurunda öfkeye iten
Yoksa saygısızlığımdan değildir karşınızda böyle sesimi yükseltmem
Öfkeye yenildiğimden değildir kaptırmam kendimi duygularıma
Kaç kere anlatmışımdır sokaklarda salonlarda unutacak değilim ya
Sizlerden biri olsaydı eğer benim yerimde sözü güzel söylemeyi bilenlerden biri
Güzelce söylerdi her şeyi hatta bir güzelde süslerdi sözlerini
İnsanların duygularına hitap etmesini bilirdi
Benimki gerekeni söylemektir sadece uzatmadan lafı olduğu gibi
Uzatırsam sözü döndürüp dolaştırsam size özenip
Unuturum asıl söyleyeceğimi
Sözün değerini bilmek sözün derinliğine inmek
Ardındaki manadan haberdar olmak gerekir
Uzaydan birilerinin gelip birilerini alıp götürmesi yükselmek değildir
Uzaylıların sizi alıp götürmesidir
Söz bir pusuladır kullanmayı bilince işe yarar
Yok bilmiyorsanız pusula olmuş ne fayda
Kaybolacağınız aşikardır bu engin deryada
Ola ki işini bilen bir kaptan sizi bulup kurtara
Eğer perdeliyse gözünüz kulağınız
Nasırlaştıysa yüreğiniz
Zihniniz olmadık hayaller peşindeyse
Hezeyansa hakikat sandığınız
Kutsal metinler bir şey söylemez
Bilgelerin sözleri bir şey ifade etmez
Bir sır var sanırsınız size söylenmeyen saklı
Kaldırırsanız perdeleri bir bir gözünüzden ya da önünüzden
Anlarsınız ki sizden saklanan bir şey yoktur 
Yükselmek için hazır olmalı
Bu yeterli olgunluğa ermek demektir
Hazır durmaktır huzurda
Kulübeden başını uzatıp bakmakla ulaşılmaz daha ötelere
Çıkacaksın kulübeden terk edeceksin orayı vazgeçeceksin
Ardına bakmadan yürüyeceksin altın da düşürsen ardına
Vazgeçmeden yükseliş olmaz
Birinden vazgeçmeden diğerine ulaşılmaz
Vazgeçmek bırakmaktır
Bırakmak tutunmamak
Atmak bir bir fazlalıkları soyunmak
Yükselmek tamam ama nereye
Vazgeçmek pek ala ama neden nedir vazgeçmen gereken
Anlatmışımdır saklayacak değilim ya bildiğimi sizden
Yükselişten bahseden bilsin yükselmek isteyen de
Yapması gerekeni ve ödeyeceği bedeli bilsin
Bedelsiz bir şey halk edilmedi alemde
Düşünceler sözler ve davranışlar
Bir yerden alır sizi götürür bir başka yere 
Ödemek vakti geldiğinde bedeli geri durmak olmaz
Dönmek artık yakışmaz getirmiş olsa da inancın seni celladın sehpasına
Onurlu bir yaşamdır insana yakışan
Öyleyse yiğitçe uzatmak gerek başı ödemek gerek ödenecek olanı
sevgili bilge III
30/8/2009 ·

Kaş yapayım derken göz çıkarmakta insan ne budalalıklar işlemekte 
Ne kötülükler etmekte tanrı adına
Müşküle düşecek olan rableri değildir hesap günü
Öğretmene verilecek en iyi hediyedir onu anlamak
Anlattıklarını hatırda tutmak unutmamak ve uygulamak hayata
Bildiklerine uygun yaşamak
Söz dinleyen bir çocuk olmak Hakikate
Överler kimi zaman sözlerimi iltifat ederler nezaketen
Yerenler de olur herkes aynı düşünecek değil ya
Aman aman kalsın ihtiyacım yok bunlara
Çoktan söküp atmışım zihnimden övgüyü yergiyi sancı yapan çürük diş misali
Hacet yok kalsın
Neden anlatırım bunları yoksa dinleyecek olan
Aynaya bakıp söylemek olmaz mıydı eğer öyle olsaydı
Umutladır benim işim
Vardır derim hiç söndürmem ışığı
Bir şeydir her şeyi anlamlı kılan
Her şeyi hiçbir şeye denk tutanlar vardı ya heplik hiçlik diye sayıklayanlar hani
Kör yanlarım
İki kişi bakar ağaca dalların arasındaki kuşu gören birisidir
Olduğu haliyle görüp anlayabilmek için sukunet lazım
Açık ve sessiz olmalı
Karmaşadan çıkmak huzura
Huzurda durmak
Olmak huzurda
Var artık sen nasıl anlarsan öyle yorumla
Gözleriyle bakmaz insan çoğu zaman edinilmiş yargılarla bakar
Gerçek
Ne sandığın
Ne istediğin
Olan vardır
Var olandır
Yok olmayandır
Yokun izahı yoktur
Var ise izaha sığmaz sınırsız olandır
Kıyaslar bizdeki oluşa göre ise güzel çirkin iyi kötü bize göredir
Olanı olduğu gibi görmek dilersen kıyasları bırak bir yana
Böyle de olacağını
Öyle de olacağını
Bil
Ol
Olana müsaade et
Öyle olsun
Nedir en büyük meziyet sadakat mi cömertlik mi 
Cesaret mi desek acaba
Bildiğini düşündüğünü söylemek olmasın riyadan uzak
İnci satılmaz ki saman pazarında zordur insan olmak her dile gelen söylenmez
İster sadık ol ister cömert ister cesur ol
İster kalbindekini kafandakini ortaya döker ol
Ol ama ölçülü ol
Öyle halk oldun sen
Ölçü ilesin tepeden tırnağa
Kurduğunuz mahkemelerde dürüst olun ama taraf olmayın
Adil davranın ki adalet tecelli etsin terazi dengeye gelsin
Ehrimenle hürmüzün hikayesini dinlediğinizde zerdüştten
Bunlar geçmiş kavimlerin hikayesi hepsi bir efsane söyledi ve uyuya kaldı demeyin
Aşkla tanışın gücüne şahit olun
Aşk varsa günah yoktur gönül sorgudan muaftır
Aşk gelince cümle dertler biter diyen o üstad yalan mı söyledi bize
Utanmayıp iftira mı atalım aşkımız varmış da derdimiz bitmiyormuş gibi
Aşk hiç şikayet etmemektir ondan razı olmaktır ondan gelene
Saygısızlığın lüzumu yok nedir bu ekişyen suratlar eğilen dudaklar
Ha benim kaba üslubumdan ise diyeceğim yoktur size
Ötüşüyle sırlar açan tuti kuşu değilim
Daha iyi bir yolunu bilseydim bunları anlatmanın inanın öyle yapardım
Kuşkunuz olmasın en iyisini sunmaya çalışırdım
Deryayı görmek hünerdir damlada
Damlayı ise zannetmeden bir derya
Duralım divana dilde andan dem vuralım Dilan olalım
Bülbülün figanı güledir suyun akışı ummana
Bilene dünyada eş olmaz imiş görene uykuda düş olmaz imiş
Gerçeğin ömründe yaş olmaz imiş harı şu gönlünün tahtında ise
Engin ovalarda kar olmaz imiş yokluk deryasında var olmaz imiş
Aşığın aşkında zar olmaz imiş yari şu gönlünün bahtında ise
Bu kadar olmazda bir olur vardır ezelden ebede bir kalır vardır
Dilani sırrını bir bilir vardır bari şu gönlünün ahdinde ise
Kimi deli deyip taş atar bize kimi hor görür yan bakar
Kimi aşık olur taht kurar bize her yaptığı kendinedir biline
Kimi şeytan sokar eldeki saza kimi fitne sokar dildeki söze
Kimi perde koyar kalpteki göze her yaptığı kendinedir biline
Kimi dağda gezer göremez düzü kimi kurban eder şekile özü
Dilani mahlastan geçiver bazı her yaptığı kendinedir biline
Ben alemin içinde alem benim içimde
Benim içim dışımda dışım desen içimde
Kelimelerle oynamak olsaydı işim buna uğraşırdım
Böyle kaygıları yakın etmem kendime
Dolasa kolların koynuna düşsem ötsem bülbül gibi konsam dalına
Çıksam seher vakti yollara düşsem essem aşkın seli ile gönlüm salına
Malın mülkün malikin de bir olsam ilmi şanı yakışanda sır olsam
Aşkı ateş ile yansan yaşasam ölsem aşkın ile yatsam salına
Dilani’den geçip divana dursam varlığı yokluğu kendimde bilsem
Pervane olsam da ışığa dönsem yansam aşkın ile ferman salına
Köpek ayakkabıyı çalar yalınayak dolaşır ya yine
Adım şanım yoktur demek daha yakın geliyor bize
Nefsi kurmuş dört bir yana fakını halden bilmez dilden sorar hatırı
Merak eder ömür ile yaşını diri tende ölü gezer bilinmez
Bir bilmişim canım ile cananı sır bilmişim içimdeki yaranı
Bir tabutta iki kanat uçanı kördür gözler bakar geçer bilinmez
Adı şanı bırakmışım bir yana bin bir renkle saçılmışım her yana
Türlü şekil anlatırım sorana dil söylese kulak duymaz bilinmez
Kötü bir rüyadan uyanır gibi uyanalım
Vücudumuz uyusa da içimizdekini hep uyanık tutalım
Bunun yolunu aralayalım bilmiyorsak bilenlere soralım
Danışalım ki dağlar aşalım düz yollarda şaşmayalım
Araştırıp öğrenelim
Anlayıp bilelim
Bilmeyi olmaya eş kılalım
Bakın yine yüz çeviriyor kimisi
Çölde susuzluktan kıvranıyorum sen uyan diyorsun
Ben su istiyorum sen uyanmaktan bahsediyorsun der gibi
Uyan ve başucunda ki suyu gör
Su uzatmam gerekmiyor sana
Uyanman gerekiyor bu kabustan
Suyunu kendin bulur içersin uyanınca zaten o başucunda
Fazla sürmez bu uykular
Sabahın aydınlığı karanlığın gövdesinde fırlattığında oklarını bir bir açılacaktır uykular
Hiç kimse direnemeyecektir kılıç gibi kesecektir hakikatin ışığı sahtenin karanlığını
Hakikatmiş gibi sunulmakta menfaatler ortaya
Ne sanıyorsunuz gerçeği
Üzerinde gerçek yazan bir şey midir aradığınız
Bir bedel karşılığı pazardan satın alabileceğiniz bir şey mi arıyorsunuz
Bir yolculuğun sonunda varılacak bir durak mıdır o
Ya da belli bazı testleri geçerek elde etmeyi umduğunuz bir ikramiye midir
Ben de kar amacı güden bir tüccar mıyım ki fiyat biçeyim onu size satayım
Sizler ne sanıyorsunuz beni
Gerçek şuradadır ya da buradadır diye gösterilemez
Peki ama nereye gideceğiz nerde arayacağız onu
Neresidir hakikatin vatanı
Hatırlayın.. alemlere sığmayan sizin yüreğinize doluvermedi mi
Adem onunla hayat bulmadı mı
İnsanoğluna denilmedi mi tanrının tapınağı
Siz çevirmediniz mi tanrının tapınağını haydut inine
Dostlarım sihir kendinizde
Dokunduğunu altına çeviren feylesof taşı sizsiniz
En büyükten büyük en küçükten küçük
Her şeyi içten ve dıştan sarıp sarmalayan
Bütün değişenlerin hiç değişmez zemini
Sonsuz olanak
Işığın kaynağı karanlık
Bilginin kaynağı bilinmeyen
Arayış kaybolanı bulmak için değil
Hiç kaybetmediğinizi zaten hep sizde sizinle olanı
Size sizden yakın olanı ve asla bırakmayanı fark etmek içindir
Aramakla bulunmaz ama bulanlarda arayanlardır
Evin içindeyken evin yolunu sormayın
Suyun içinde sudan bihaber yaşamayın
Fark edin uyanın ve anlayın ki zaten evin içindesiniz
Ve evi bulan yolda olana özenmez artık
Evi bırakıp yolda yatmaya kalkmaz
Ben ne buldumsa kendimde buldum
Hakikat bahrine orada daldım
Meyvesiz bitkiyi sinemden yoldum
Şimdi boşa hayal kurmak istemem
Farkında oluşun ışığıyla aydınlanır karanlıklar
Anladığınızda yüzünüz aydınlanır gözleriniz parlar
Hata yaparım diye korkmayın
Bu endişeyle eylemden geri durmayın
Hayat durağan değildir tüm varoluş hareket halindedir
Siz eylemlerin sonuçlarıyla uğraşmayın
Sonuçlara bağlanıp kalmayın
Birileri bunu böyle yaptı öyle yaşadı
Herkes yapabilir
Herkeste olan güç herkeste vardır
Hiç kimse başına gelenlerden suçlayacak birini aramasın
Kimseyi suçlayamazsa kaderi suçlamaya kalkmasın
Kader tanrının şifa veren elidir
Yasa belli dünya ekme biçme yeridir
Rüzgar eken fırtına biçecektir
Eski yasa hep geçerlidir ve adilce görünüyor
Sabırlı olalım
Sabır acı olabilir bazen ama meyvesi tatlıdır
Sadece beklemek değildir sabır kararlı olmaktır yürüdüğü izde
Bekleyen belki milyonlarca yıl bekleyecektir
Mitolojiden bilirsiniz eski olympusun tanrılarını yerler içerler evlenir boşanırlar
Savaşıp kin güderler barışırlar tıpkı onları var eden insanın kendi gibi
Eğer öküzlerinde elleri olsaydı ve bizim gibi resim yapabilselerdi
Şüphesiz tanrıları da tıpkı kendilerine benzerdi
Kendi yarattığı tanrıları yine kendi yok eder insan
Biri çıkar tanrının cenaze törenine davet eder bir gün insanları
Çoktan ölmeyi hak etmiştir zaten bu tanrılar
Dağlarda yaşayanlar dağ ruhlarını
Göl ve deniz kenarında yaşayanlar göl ve deniz ruhlarını icad etmişlerdir
İlkel insanda mana diye bir inanç var
Mana her şeyin içinde az ya da çok mutlaka bulunan güç
Manası çok olan kabile şefi olmuş kutsal kişi seçilmiş
Daha sonra bazı akıllarda bu gücün aktarılıp aktarılmayacağı sorusu büyücülüğü çıkarmış
Büyücü asidir gücü elde edip hükmetmek ister
Kimi insan yemeye başlamış onun da var haklı sebebi
Manası çok olanı yiyecek ki onun gücüne sahip olsun
Kendini rüyada başka başka yerlerde gören
Demek ki bedende bedenden çıkıp dolaşabilen bir şey var demiş
Adını da koyuvermiş ruh
Ölmüş yakınını rüyasında gören bir de ölümsüzlük vermiş ruha
Beden öldü ruh çıktı gitti ya giden elbet tekrar gelecektir demiş
Bu mantık bunu gerektirir çünkü
Görüyorsunuz değil mi her şey kendi içinde nasılda tutarlı
Öyledir öyle olmak zorundadır
Ve o inanç kendi içinde bütün sorulara kendince bir cevap bulur
Sonra da işte ötesini biliyorsunuz
Her şey daha sistemli daha bir kurallı hale gelmiş ve kurumlarını da oluşturmuş
Neden anlatıyorum bunları size
İlkel insanın inancından bu gün size ne
Bakın istiyorum onların o günkü durumuna
Bir de bu günkü kendi durumunuza
Hani çok yol almıştınız
Karşılaştırın pek de farklı olmadığınızı göreceksiniz
Hiç olmazsa o günün insanı tabiatın içindeydi
O çevreciydi siz onu da yok ettiniz
Hiç olmazsa o doğayı tanıyordu saygılıydı ve ona uygun yaşıyordu
Siz peki en son bir ağaca ne zaman baktınız
Yaprakların arasından uzanan kuru bir dalı seçebildiniz mi düşüncelerinizden sıyrılıp
Pencerenize gelen kuşun şarkısını dinlediniz mi telaşınızı yenip
En son ne zaman başınızı gökyüzüne çevirdiniz
Parlayan ayı yada bir tek yıldızı seyredebildiğiniz oluyor mu
İlkel dediğiniz insana göre gölün denizin dağın ormanın bir ruhu vardı
Hulasa bu gün binlerce yıl öncesinden daha iyi durumda değilsiniz
Bu günün insanını aydınlatabilmek için tarihin karanlık dehlizlerine insek
Binlerce yıl öncesi bile bu günden daha aydınlık
En azından şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki
İnsanlık teknoloji alanında ateşin icadından bu yana çok iş gördü
Ama diğer alanda bir adım bile yol alamadı
Sokrates’ten daha mı iyisiniz felsefede
Yunus’tan daha mı iyi biliyorsunuz tasavvufu
İsa’dan daha mı yakınsınız hakikate
Yıldırımları fırtınalarıyla yerinde sayan doğaya karşı
İlerleyen zekasıyla zafer insanın olacaktır
Ama ya bencilliğinizle yapacağınız büyük savaş
Dostlarım her şey bir şeydir
Bir şey kendinizden ayrı değildir
Bütün soruları kendi üzerinize çevirin
Ancak o zaman doğru cevabı bulursunuz
İşi kaynağında halledin
Yoksa cihad der saldıracak birini arasınız
Yükselmek der uzaya bakarsınız
Olmadık yerlerde olmadık şeyler arasınız
İnsanı
Doğayı dünyayı
Doğumu ölümü ve hayatı
Olanı olmayanı
Duranı durmayanı
Zamanı mekanı ve imkanı
Özü isimleri ve formları
Tüm bu alem(ler)i
Ya da tek bir zerreyi
Alemlere sığmayıp bir kalbe doluvereni
Yokluğu var edeni varlığı yok edeni
Ölçüp biçip giydireni
O zaman çözersiniz bilinmeyeni
O zaman tam bilirsiniz bilineni
Tanık olursunuz bilene
Duyuşu dokunuşu
Görüşü göreni görüneni ardındaki görünmeyeni
Ve bunu fark edeni
Onu bunu şunu seni ya da beni
Dışarıyı içeriyi
İşte o zaman fark edersiniz kendiniz kendinizi
Kendini tanımak bulmak bilmek zor bir mesele deyip kenara çekilmeyin
Kaf dağının ardından bahsetmiyoruz güldürmeyin
Bulmak zor dediğiniz zaten burada hep sizinle değil mi
O size sizden daha yakın değil mi
Bu sizin asli işiniz değil mi
Aşkla yaşamalı dostlarım her anı kalbi kurban etmeli
Kurban rahmet getirmeli yağmalı çorak topraklara
Çiçekler açmalı bin bir renk burcu burcu kokmalı
Kuşlar gelip dallarına konmalı
Zorla kimse kimseyi değiştiremez 
Neyi seçeceğini bilir insan
·         Anasayfa
·         Profilim
·         Arşiv
sevgili bilge IV
30/8/2009 ·

Sadece varolma varlık vardır
Meydana gelmemiş
Geçip gitmez
Bölünmez
Hareketsiz
Değişmez
Tanrıyı tarif eder gibi değil mi
O zaman şöyle diyelim doğru ve sağlam bir temel atalım
Tanrı ayrı da bir varlık değil varlığın kendisidir
O var olan bir dir
Bütün bildiklerin içinde emin olabileceğin tek gerçektir varolduğun
Gerisi mi… ya varsayımdır
Ya da akıl yürütmeyle çıkardığın sonuç
Oysa varoluş ne bir anıdır geçmişe dair
Ne de bir beklentidir gelecekle ilgili
O şimdinin içinde var olan bir’dir birinci eldendir
Hiçbir şekilde dönüşmez yokluğa
Ben yokum saçmalığı bile varlığına işarettir esasında
Yoksan yokluğuna tanık olan kimdir
Ben buyum ben şuyum türünden eğilimleri bırakın bir yana
Beni bu yada şu sıfatlarından ayırın sabırla sebatla
Şu yada bu olma
Şunun ya da bunun yapanı olma düşünceleriyle aldanmayın
Olmayı
Bu ve ya şu olmadan sadece olmayı hissetmeye çalışın pişman olmayacaksınız
Zarar göreceğiniz bir öğütte neden bulunayım
Ya bana güveneceksiniz başlangıç için
Ya da kendiniz deneyerek yanılarak öğreneceksiniz
Bir isim takıp gerçeğe bir kalıba sokmayın
İsim ve şekil gerçek doğanızı gölgeler
Bunlarla uğraşıp önünüze kör olmayın
Kendinizi bir fikirle özdeşleştirmeyin
Hatta kendi hakkınızdaki tüm fikirleri terk edin
Hiçbir fikir hayati değildir
Şunu iyi belleyin her şey birdir
Yerli yerindedir ve bu haliyle mükemmeldir
Kusur gören gözdedir
Yanlış anlamaları bırakın
Kendinizi kandırıp durmayın
Aynı şeylere tekrar tekrar takılmayın
İlerleyin
Varacağınız yer birin kendisidir nihayetinde
Bunun nasıl olacağını sormayın
Deneyin
Durmayın neden korkuyorsunuz çocuk olmayın
Dertlerinizle dertlenip durmayın
Arayışla zihninizi yormayın
Bütün arayış bittiğinde
Her türlü beklenti sona erdiğinde o size gelecektir
Kaygılanmayın
İşinize yaramayacak bir sürü şeyle yükünüzü ağırlaştırmayın
Doğruya kulak tıkayıp yolcuya yolu bayırlaştırmayın
Gerçekte menzile varmak hünerdir
Başarısızlığı asla düşünmeyin
Böyle yaparak zihninizi zehirlemeyin
Kendinize kahredip karartmayın yüreğinizi
Sabredin sebat edin
En azından bir şans verin engellemeyin
Var olma duygusuyla kalın
Ardından koşup durarak ondan kaçmayı bırakın
Varolduğunuzun farkında olun ve öyle kalın
Hepsi bu evet hepsi bu
Sakin olun
Sonra ne olacak diye sormayın
Zamanın olmadığı yerde sonra diye bir şey uydurmayın
Şu esasa sıkı sarılın
Varoluş ne bir varsayımdır
Ne bir fikirdir
Ne de bir çıkarımdır
Diğer her şeyi bırakın
Bırakın ki gitsinler gidebilsinler
Gelenin doğası gitmektir
Çağırmayın
Beklenti yaratmayın
Tutunmayın
Hayatla birlikte akın
Hertürlü şiddetten uzak akmak andan ana bırakıvermek kendini
Hep yeniden yeniden olmak ya da olmamak
Bilincin ışığında her şey olur
Onları iyi kötü güzel çirkin alçak yüksek diye bölüp ayırmayın
Tarafsız olun
Öteye varın
Kaynağa
Kaya gibi sağlam
Değişmeden duran
Her ne olursa aynı kalan kaynağa
Her şey çözülüp dağıldığında
Silinip yok olduğunda bile ona bir şey olmuş değildir
Aynı hayattır tüm varoluşun içinden akıp geçen ki işte siz O’sunuz
Ayrıda bir ben fikriyle oyalanmayın
Tüm yükümüz kendi hakkındaki sahte tanımlamalardır
Var olan bir olduğunuzu
Ve o var olan birin benden ayrı olmayan siz olduğunu anlayın
O zaman gerçeğin ışığıyla aydınlanacak
O zaman huzuru tadacaksınız
Yoksa bütün bunlar bir sürü sözcük yığınından başka bir şey değildir
Size doğrusunu söyleyeyim
Yol birdir ve kadimdir
Özgürlük ve kurtuluş için berrak bir anlayış tek çaredir
Kulağı olan işitsin
Özgürlük tüm endişe yalnızlık umarsızlık ve acılardan kurtulmuşluk halidir
İçinize dönün
Emin olduğunuz tek gerçekle
Var olma duygusuyla olun
Bundan daha sade ve kolay bir yol yok
Üzüntülerinizle üzülüp durmayın
Ne kadar akıllı ya da neden kötü biri olduğunuz fikriyle oyalanmayın
Fikirlere dikkatiniz verdiğiniz sürece derdiniz bitmeyecek
Aynı yanılgıdır insanın kendini bilge olarak düşünmesi
Ya da günahkar biri olarak görmesi
Hak yolunda üç şey gördüm hatadır
Şüphe vardır riya vardır zan vardır
Fikirlerle oynamayın
Emin olduklarınızla yetinin
Çevrenizi ve kendinizi seyredin
Seyrettiklerinize ilişkin kelime ad yada tepki olmadan
Bir tutum belirlemeden tarafsızlıkla
Bir sanı yada değerlendirme olmadan seyredin
Direnirseniz öğrenemezsiniz
Sözcükler olmadan
Geçmişe dair biriktirilmiş hiçbir acı
Geleceğe ilişkin hiçbir beklenti olmadan
Kendinize ve başkalarına dair bir imge yaratmadan tertemiz gözlerle bakın
O an onunla bir ilişki mümkün olacak
Ve o zaman insana özgü üzüntüyü sıkıntıyı yalnızlığı
Hazzı arzu ve korkuyu fark edeceksiniz anlayacaksınız
Seyredin ağaçları kuşları bulutların arasından mavi gökyüzünü
İnsanları seyredin neden böyle konuştuklarını
Davranışlarının temelini görün
Nasıl yürüyüp nasıl giyindiklerine bakın
İçinize dönün tüm hayırlar insanın içinden kaynaklanır
Neden böyle düşündüğünüzü
Bir günü nasıl geçirdiğinizi seyredin
Bu bakıştaki canlılık size çok şey öğretecek
İçinizdeki zalimliği ve düşmanlığı yok edecek
Bilgisizliğin kabusunu kıracak
Bu sizin işiniz ve her şey size bağlı
Bu sorumluluktan kaçmayın
Yoksa sevgi adına konuşmanız
Toplumsal düzen kurmak için çaba harcamanız
Sadece varolan acıya acı eklemek olacaktır
Hakikati yeniden yaratacak değilsiniz
Ayrılık yaratmadan bölünme duygusu olmadan farkında olmak sizi uyanık kılacak
Denetim altına alınmamış bir dinginlik
İşte o zaman orada hiçbir çaba yoktur
Sözcükler düşünceyle birlikte yitip gider
Hakikati yaratamazsınız ama
Uyanıksanız her an ne yaptığınızın ve olanın farkında olursunuz
Zihninizi varoluşunuzun kesinliği üzerinde tuttuğunuzda
Onu bir çok şeyden uzağa çevirmiş olursunuz
Diğerlerine karşı bu ilgisizlik onların hayat bulmasını engeller
Ve zihniniz sabunlu su içinde tutulan giysi gibi temizlenir
Düşünce akışından haberdar olursunuz
Zihninizin işleyişine tanık olur anlarsınız
Ben belli bir yön değildir bütün yönlerin red ve inkarıdır varoluş
Kendinizi seyretmek dediğimde tanık olacağınız ben zannedilen kişidir
Arzuları korkularıyla kendini devam ettirmek isteyen yaratılmış kişiliktir o
Tanık olacağınız ancak odur
Onu seyrederseniz bütün hareketlerinden devinimlerinden haberdar olursunuz
Düşüncelerin nasıl doğduğunu
Kelimelerinizin neden böyle şekillendiğini
Ve davranışlarınızın temelini görürsünüz
Bu gözlem zihindeki düşünce trafiğini yavaşlatır
En sonunda düşünce üretip duran zihin sukunet bulur
Fikir üretimine tasavvur etmeye son verildiğin de artık hiçbir şey algılanmaz
Orada varoluşun aydınlığı parlar
Kendi hakkınızda çeşit çeşit fikirler taşıdıkça bu fikirlerin sisi arasında görürsünüz kendinizi
Kendinizi olduğu gibi bilmek için
Kitaplara dökülmüş bütün sözcüklere hiçbir şeye aldırmadan bütün fikirlerden vazgeçin
Saf suyun tadını düşünerek imgeleyerek değil bütün tatları terk ederek bilirsiniz
Şimdiki yaşam biçiminize ilgi devam ettiği sürece
Alışılmış olana tutundukça keşif gerçekleşmez
Ancak siz bir kişi olarak yaşamanın ağır yükünü
Hayatınızın kederini idrak edip ona başkaldırdığınız da bir çıkış olabilir
Hayata karşı çırılçıplak durun o zaman bir şansınız olacak
Kendinizi bulursanız sadece bu tüm sorunlarınızı çözecek
Aynı yoldan yürüyenler bile başka başkadır
Başka başkadır yaşananlar aynı yolda
Dünya içerisinde bir insan
Ve insanın içerisinde bir dünya ki bambaşka
Ağacı çiçeği hayvanı böceği mevsimleri bulutu ve engin gökyüzüyle
Dünya değildir sorun olan o bir cennettir görenlere
Bastığı toprağı kutsal sayıp nalınlarını çıkaran onlardır
İçimizde yarattığımız duygusal dünyadadır tüm mesele sorunlar oraya aittir
Sebep ve sorun ve de çıkış ordadır
Bizim dünyamızı bizden başka kim bilebilir
Biz değilsek kim bu sorumluluğun altına girebilir
Şimdi değilse hangi zamandır beklenen
Peki.. nedir şimdi
Hem geçmiş hem de gelecek olmadığında varolandır o
. . .
SON SÖZ
Yüce mevlam açtım senin sırrını kusur mudur kabahat mi suç mudur
Halk ederken gördüm külli varını ehven midir kolay mıdır güç müdür
Oturduğum yerden alemler gezdin iyisin kötüsün elekten süzdüm
Sende gördüğümü noksansız yazdım hayal midir gerçek midir düş müdür
Kendi vücudundur şu külli cihan gözle görünensin apaçık beyan
Tahtını kurduğun o gizli mekan varlık mıdır yokluk mudur hiç midir...
. . .
Hepsi ve daha fazlası sadece bir noktadır.Noktayı uzatır elif eder.Elifi eğer büker harfleri yaratır.Harflerden kelimeleri,cümleleri..söz olur.Sözler rüzgara söylenmiş gibi uçar gider.Yazılar suya yazılmış gibi dağılır yok olur.Ancak gönüle yazılan bir harf bile silinmez,yok olmaz.Bakkal defteri değil ki yazılıp yazılıp siline.Herşey birgün fena bulur,hakikat müstesna.




İnsanı Yoran Şeyler
1-Zihinde karara ulaşmamış düşünce arada kalmak.
*Karara varmakla bu bataktan çıkılır.
2-Zihinde kendi kendine konuşma zihnin bitmez tükenmez gevezeliği
*Buna küçük dil ile konuşmak da denir ki büyük dil konuşmaya başladığında küçük dil susar.
3-Hayır demeniz gereken yerde evet demek zorunda kalmak.
*Bu iç ile dış arasında bir çatışma yaratır. Çözüm dürüst davranmaktır. Dürüst
davrandığımızda biz kaybetsek de dürüstlük kazanacaktır.
4-Günlük alışkanlıkların tekrarı.. alışkanlıkla yapılan eylemlerde ruh yoktur onlar
otomatiktir. Ruh yoksa belli ki yaşam yoktur.
5-Uygun karşılığı bulmamış söz yada davranış.
. . .

TANRININ DÜNYASI -----ZİHİNİN DÜNYASI
Gerçek hakikat ----------Yanılsama illizyon sahtelik
Olguların dünyası --------Zihnin yaratması romantik dünya
Tarafsız bakış ------------Edinilmiş önyargılar öznel subjektif
Farkında oluş uyanık bilinç ---- Uyku rüya hali
İçinde yaşadığımız evren ---Zihnin yarattığı evren,zaman ve mekan
zamanı ve mekanı aşan
Zihni aşan --- Zihnin sınırları içinde zamana ve mekana bağımlı
Önsüz ve sonsuz -------- Başlangıç bitiş doğum ölüm sınır
Hürriyet bağımsızlık ---- Esaret, kölelik, kısıtlama
Hiç değişmeyen --------- Bir halden başka bir hale geçiş,oluş
Mükemmel,mütekamil
Cesaret samimiyet açık ve anlaşılır olan---Gizem karmaşa tutarsızlık
Reddedilemez olan ----- Dikkat edildiğin de şüpheli bir durum olan
Bilinir ve ulaşılabilir -----Saklama
Esirgemeden verme -----Sakınma
Tabiat---Öfke endişe kaygı saldırganlık itiliş ve çekilişler
Kendi -------------------Ben sen o
Birlik ------------------ -İkilik öteki çokluk
Var olan bir ------ Varmış gibi görünen,kaybolan,örtü ,isim,şekil,sıfat
Yanmaz yakılmaz sarsılmaz saldırılmaz
yok edilemez. Kişiyi zamanı ve mekanı
aşan en küçükten küçük en büyükten
büyük her şeyi
içten ve dıştan kuşatan------ Kişiye zamana ve mekana göre değişen
Sır;söze dökülemeyen (Aç adamın simidin -------------Sır;saklamak
Üzerindeki susamın kokusunu
duyup anlatamaması)
. . .

ü   t   o   p   y   a

YÖNETİM : Milletvekilliği ve Meclis bu haliyle ortadan kalkacak.Sadece belediye başkanlığı ve onların da üzerinde ahlaken üstün nitelikler kazanmış,kendi alanlarında uzmanlaşmış 12 kişiden müteşekkil yetkin ve seçkin bir üst kurul olacak.
Halk sadece belediye başkanlığı seçimlerinde oy kullanacak.
Üst kuruldakilerin belirlenmesi ise halkın seçimiyle değil yetkin oluşa bağlı olacak.
Bu kurulda yer alacaklara dair birkaç örnek; Oktay Sinanoğlu,Halil İnalcık,Alaaddin Yavaşca..gibi
*Karşılıklı çıkarların korunması düşüncesiyle yara almış ilkel bir
yönetim biçimine hatta ahbap çavuş ilişkisine döndürülmüş
demokrasi kendi rayına oturacak.

EKONOMİ : Değişim aracı olarak para yerine,kendi değeri olan altın kullanılacak.
Kredili veresiye alışveriş ticaret ve günlük yaşamdan çıkarılacak.
Tüm vergiler kalkacak.Sadece alınan mal ve ya hizmet bedeli
ödenecek.
En yukarıdaki makamdan en aşağıdaki iş görene kadar herkes eşit
ücret alacak.Kişi hangi mesleği seçerse seçsin aynı ücreti alacağı için meslek seçiminde maddi kazanç belirleyici, yönlendirici bir unsur olmayacak.
Kişi yetenek,beceri ve zekasına göre yapmak istediği bir meslek
seçimine yönlendirilecek.Yaptığı iş, iş olmaktan çıkıp bir yaşam
biçimi halini alacak.Mesleğini yaşam biçimi haline getirmiş birinin
başarısız olması düşünülemez.
Hakk abesle iştigal edecek değil.Hiçbir insan başarısız değildir.Bir çiçek uygun ışığı,toprağı bulduğunda serpilir, rengarenk açar.Yerini bulamazsa solar gider.Yerini bulabilen yanını da
bulur,yönünü de.
Yer altında maden işçiliği gibi bazı özel durumlar gözetilebilir.
İnsanlar arasında kazançları açısından bir fark yaratılmayacak.Herkesin evinde aynı sofra kuruluyor.Bir defterdar ile memur arasında zaten yeterince fark hep olacaktır,makamdan dolayı ve adil olan budur.
*Paranın insan üzerindeki hakimiyeti ve yönlendirmesi kırılacak.

SOSYAL YAŞAM
YAPILAŞMA ... Binalar tarihi ve folklorik değeri olan eserlerden örneklenerek yapılacak.Projeleri bu alanda uzman bir kurul çizecek nereye ne yapılacağına belediyeler karar verecek ve yapacak.Kimse kendi başına oraya buraya plansız iğreti yapılar dikemeyecek.Her bina belediyeler tarafından büyük bir resmi tamamlar gibi yerli yerine konulacak.
*İçinde yaşanılan mekanlar yaşayan canlı müzeler haline gelecek.

EĞİTİM... İlköğretimden üniversiteye tüm sınavlar kalkacak.Öğrenci ilköğretimden başlayarak araştırmaya yönlendirilecek;kitapları kapatın,arkadaşınızla konuşmayın şeklindeki sınav anlayışı yerine,tüm kitaplar hizmetinizde araştırın arkadaşınızla konuşun,tartışın, öğretmenlerinize danışın ve bunu bir tez halinde hazırlayıp getirin ve anlatın biçiminde olacak.Her öğrenci bir dersten,sene de en az dört kere konu seçerek geniş bir araştırmaya yönlendirilecek.
Öğrencinin yeteneklerine göre yönlendirilmesinde rehberlik hizmetlerine büyük önem ve ağırlık verilerek 8 senelik temel eğitimden sonra öğrenciler yetenek ve becerilerine uygun olan
okullara yönlendirilecek.Spor,müzik,sağlık,endüstri vb birçok alanda farklı mesleklere yönelik eğitim veren 4 yıllık liseler açılacak.En az bir liseden mezun olan öğrenci belli bir alanda
mesleki bilgi ve beceri kazanmış olarak mezun olacak.
Üniversiteye girişlerde tek bir sınav değil öğrencinin o güne kadar gösterdiği bütün eğitim süreci dikkate alınıp değerlendirilecek.
*Öğrenci bilgiye ulaşmanın yollarını,bilgiyi derlemeyi, edindiği bilgiyi münazara etmeyi ve kendini ifade etmeyi öğrenecek.

TEMEL İHTİYAÇLAR.. Hava,ekmek,su,sağlık,eğitim,sanat ve sosyo-kültürel alandaki her türlü faaliyetler ücretsiz olacak.Her alanda halkın yararlanacağı ücretsiz kurslar açılacak.Spor alanındaki başarılar maddi olarak değil bir başarı nişanesi olarak zeytin dalı ile ödüllendirilecek.
*İnsana yakışan insanca bir yaşam sosyal sorumluluk projeleri yönetim tarafından her alandaki uzman ve sanatçılarla birlikte gerçekleştirilecek.

CEZA HUKUKU.. Kısas..Hırsızlık edenin eli kesilecek.Yalnız bu elini kesme kavramı mecazi olup; o elin hırsızlıktan alıkonulması,o eli hırsızlığa iten ya da bunu hazırlayan kişisel ve toplumsal
sebeplerin izale edilmesidir.Verilen ceza hürriyetin
kısıtlanmasından ziyade zararın giderilmesine yönelik olmalıdır
ve bir mahkum çalışarak bu zararı giderecektir..insani bir
alanda ustalaşmasına imkan verilerek ıslah olacaktır..Alkadraz
Kuşcusu hapishaneden çıkarken oraya giren kişi değildir artık.
. . .


Geri İzlemeler


GERİ İZLEME ADRESİ: http://www.blogulkesi.com/trackback/1324

Yorum

Bir yorum gönder
İsim:


E-posta:


Başlık:


Yorum:

Kod:




Fotoğraf albümleri





En son fotoğraflar
A service of blogulkesi.com